18 Ocak 2011 Salı

ACI HABERİMİZ VAR !!

Bugün güzel haberlerle gelemedim ne yazık ki...Sevgili arkadaşım Yıldızın acılı günü bugün. Annesini kaybetti dün, o yüzden bir süre aranızda olamayacak diye bir kaç kelime ile sayfasından duyurdum sizlere ama annesini kaybetmiş bir evlat olarak, bu acıyı yaşadığımdan bende ortak olmak istedim bu acısına. Allahtan rahmet, Yıldıza ve yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun, Nurlarla dolsun...

Bugün küçük bir olaya daha canım sıkıldı aslında, yine benim vefalı takipçilerimden Azeri asıllı arkadaşımız "mutfak dili" ne tatsız ve seviyesiz bir yorum yapılmış. Amaç neydi ne için çözemedim ama kırıcı olduğu belli idi. Art niyet olmasa da, niyet doğru işlememişti. Kendisine benimde moralini düzeltecek yorumum oldu, ama onu buradan da yayınlamak istedim, çoğunluğun olduğu yerde ki ithafen yazılar, demoralize olan ruh haline bir nebze olsun iyi gelir. İnsanın kendisie yanlız hissetmediğini anlatır...

Bu arada dün doğum günüm için gelen çok sayıda tebrik ve kutlamaları aldım, hepinize çok teşekkür ediyorum. Sizler de iyiki varsınız. Ama dün bu üzücü haberden sonra yorumları yayınlamayı uygun görmedim, en kısa zamanda sizlere geri dönüp teşekkürlerimi bizzat ileticem. Tekrar affınıza sığınarak yanımda olduğunuz için çok teşekkür ediyorum.

Mutfak Diline yazdığım yorum, ve bu yazı nezdinde ki genel düşüncelerim;

"Ablası önce şunu bil, herkes hatalarıyla yanlışlarıyla doğrularıyla insandır. Kaldı ki, bir dili yanlış kullanmak hata değil, adı üstünde sadce "yanlış kullanmaktır" İmla kurallarını ihlal etmek, hangi "hatalar" kapsamına giriyorsa o arkadaş bunu da dile getirsin, yıkıcı değilde yapıcı bir eleştriyle insanlara yaklaşmayı denesin, o zaman belki asıl kendi yaptığının "hata" olduğunun farkına varır.

Böyle sert ve aşağılayıcı tenkitler, sadece kişinin kişiliğini ele verir, doğruyu göstermez, doğrudan sayılmaz. Ben senin kadar mütevazi olamıycam yani hiçte "nazik" bir tavır değil bu uslup. Bak ne güzel bir yere geldik, "ÜSLUP" yani kurallardan önce insanın kendisine yol edinmesi gereken bir çizgidir bu. Önce onu öğreneceksin sonra tenkid edeceksin. Özellikle "sms" ve "msn" diline rağbet eden gençlikte maalesef bu yok.

Ayrıca bende, nedense bizim dilimze acemi olupta yarım yamalak ta olsa Türkçe konuşmaya çalışanlara bilakis sempati duyuyorum, bu eminim çoğumuzda var. Daha bizden geliyor bana, daha samimi önemli olan da bu zaten, yemeğin tarifi değil, tarifin ve tarif edenin içtenliği. Bir çok poğaça tarifi bakıyorum, hemen hemen birbirinin aynısı olmasına rağmen, daha samimi daha net daha benden olan kelimeler beni daha çok çekiyor. Bu yüzden takma kafana.

Soruna gelince, açık öğretim sınavlarım vardı evet, ben lise son sınıf terktim, evlenince (çok lazımmış gibi:) kaldı, şimdi içimde kalan, ve yapamzssam gözüm arkada kalıcak dediğim "öğretmenliğe" baş koydum, bunun için ne gerekiyorsa yapıcam, yaşım başım hiç önemli değil, yeterki hedefime ulaşayım. Yani zararın neresinden dönülürse kardır diyorum ve bunu da herkese tavsiye ediyorum. Kemal Sunal 45 yaşında avukatlık cübbesi giydi, ben niye öğretmen olmayayım...

Şimdilik bu kadar canım, o güzel canını üzme diyerek sevgilerimi yollayaram:)

Sitedeki bütün resimler internetten toplanmıstır.

Sitedeki bütün resimler internetten toplanmıstır. Bir şikayetiniz varsa lütfen o konunun altına yorum yapın...

YORUM YAP