30 Eylül 2010 Perşembe

Dıy Projesi - Fincan dan saksı / vazo yapımı



Evet seviyorum böyle fikirleri, yaratıcılığı...Daha önce fincan, kase vs gibi objelerden yapılan saksıları , vazoları göstermiştik. Tabi hepsinin güzelliği ayrı, buda başka bir güzel, sanki kekin yanında ikram edilen çay misali, fincanı tabağı takım olması çok cici düşünülmüş. Mutfak ve yazlık evlerin yanında salonlarda da hoş durur.

Ben bittim bu "osmanın sahnesine"



Bu aralar yeni başlayan dizilere kilitlenmiş durumdayız". Fatmagülün suçu ne, yer gök aşk, deli saraylı ve öyle bir geçer zaman ki, benim favorilerim. Diziler hakkında çok yorum çok eleştri yapılıyor, yapılması da lazım, özellikle "fatmagülün suçu ne" dizisinde ayağa kalktılar, oysa açık hiç bir sahne yok, bir kaç dak süren tecavüz sahnesi ki, oda ülkenin hatta dünyanın bir gerçeği, sanki bunlar dile getirilmese sapıklık bitecek. Sen kalk gündüz "baldırı çıplak" dediğin kadınların arkasından iç geçir, akşama "vay efendim bu nasıl dizi" diye ahkam kes...neyse gelelim konuya, akşamları bir yere gitmiyorsak eğlencemiz olan tv da, bu diziyi çok tuttum, çok gerçekçi ve isabetli bir konu. Çoğumuzun evde yaşadığı şiddettir, gerçekleridir, herkesin kendi penceresinden bakılmış, "kimi dinlesen o haklı" diyorsun. Hele bu Osman yokmu bu küçük Osman, bittim bayıldım ona, bu nasıl bir roldür, nasıl bir oyunculuktur. O mimikler, o yüz ifadeleri, o sevimlilik. Allahım nazarlardan saklasın,  İzlemeyen varsa mutlaka izlemeli diyorum. Zaten duygusallığın tavan yapmış yaş haddindeyiz birde böyle filmlere artık salya sümük gırla. Fazla kaptırmam aslında ama yok, bu küçük Osaman dan kendimi alamadım.

Dıy projesi - Tepsi yenileme



Beyaz rengin heryerde yeri farklı, bu farklılıkta kendini hep gösteriyor. Bu eski kahverengi bir tepsinin, böyle şık bir hale gelmesinde bu beyazlığın, ferahlığın rolü büyük. Püskürtme tekniği ile boyanmış bu güzel çalışmanın ayrıntıları burada. Siz isterseniz farklı desenle farklı yöntemle eski tepsinizi, ayaklı sehpaya dönüştürebilrisiniz.

Kelebek Kolye


Kızılay'da bulunan tüm takı malzemesi satan mağazalara gittim ama bulamadım şu minik top top duran zincirlerin siyahından, bende deriye taktım bu kolyeyi, Suluhana gitmeyide hiç gözüm kesmiyor açıkcası, şu aralar işe bile zor gelirken. Gönlümde şu minik kelebek gibi kapkara, her çalan telefonda kanat çırpıyor, yarın babamın tomografi sonuçlarını alıp gideceğiz doktora. Bakalım şu pis tümör ne büyüklükte diye........ Yorumlarınızı alıp yayınlıyorum ama kusuruma bakmayın, çoğunlukla cevap bile yazamıyorum, hepinizden özür diliyorum, bu aralar psikolojim kapkara kelebek anlıyacağınız.

Ama iyiki kuzucuklarım var beni bana getiren, şükürler olsun onları veren Rabbime. Akşam ben kolyelerin fotografını çekerken benim minik tavşanım :D bana oyun hamurundan kolye yaptı, sizlerle paylaşmadan duramadım. Kreşe biraz biraz alıştı gibi, ona kreşi sevdirecek kız arkadaşı buldu sonunda ECE.....Biraz daha keyifli gitmeye başladık kreşe, hadi hayırlısı......

29 Eylül 2010 Çarşamba

"Ağaç yapraklarından" tablo yapımı


Şimdi hiç bir şey söylemeden aşağı kadar inin ve bu resimlere iyi bakın...








Nasıl? Ben bayıldım, hem yaratıcı hem doğa dostu bir çalışma. Hazır önümüz sonbahar, yapraklar birer birer sararıp dökülmeye başlar. Bu yeşilliği doğada bırakıp yapraklar kuruyacağına, böyle tablo halinde evimizin duvarlarını süsleyerek yeşile bir nebze olsun doyabiliriz. Gerci böyle yeşil kalması için kimyasal bir işlemden geçiyormu incelemedim ama, sararıp kurusa bile herhalde orjinalliğini kaybetmez. Parisli bu sanatçının sayfasını gezmek isterseniz buraya tık tık...

28 Eylül 2010 Salı

Toka


Bu bu nedir bu? Gecenin bir vakti, uykusuz kalınca kuzucuğuma yapılan bir tokadır bu. Sabah apar topar nasıl işe bile yetiştiğimi anlayamadığım için :D saçlarında resimleyemedim kuzucuğumun.

27 Eylül 2010 Pazartesi

Kış Hazırlıkları

Kışlıklar yavaş yavaş hazırlanıyor tarafımdan, tabi gönlüm elverdiğince. Ruhum o kadar daralmış ki hiçbişey yapmak gelmesede içimden, bu hafta sonu domates konservesi yaptım, turşular geçen haftadan ancak resimleyebildim. Bir haftada turşuların rengi döndü, anacığımla beraber yaptık kornişon turşusunu, vallahi biberler hazır ne yalan söyliyeyim, Çubuk turşusu. Babacığımın canı çekmiş, hep yanıma geldiğinde gittiğimiz pidecinin turşusundan canım istedi dedi, dururmuyum hemen koştum adamlara; onların aldığı toptancı gelince aradılar sağolsunlar aldım babişkoma ama ağzı yara içinde yiyemedi bitaneciğim, umarım toparlanırda bakar tadına :(
Domatesleri nasıl yaptığıma gelince evdekilerle beraber 7-8 kilo civarında domatesten 5 kavanoz (1 litrelik) konserve çıktı. Domatesleri rendeliyorsunuz, iyice suyunu çekene kadar pişiriyorsunuz, sonra içine tuzunu ilave ediyorsunuz. Ben sanırım 5-6 kaşık koydum. En son 2 yemek kaşığı şeker ilavesiyle bir iki tık kaynatıp sıcakken kavanozlara koyup ağzını sıkıca kapatıyorsunuz ve ters çevirip üzerine de bir örtü örtüp 1 gece beklettikten sonra kullanacağınız dolaba kaldırıveriyorsunuz efendim. 
İşte böyleee çok bişey yapmasamda, yorgunum dostlar; gönül yorgunu.............

25 Eylül 2010 Cumartesi

BEBEK BOLERO ÖRGÜ MODELİ

Küçük kız bebekleri için yapılan bir model isteğe göre büyütebilirsiniz ilmek sayısını 90 başladım ip nako astra biraz ince olduğu için sayıyı fazla başladım ipin kalınlığına göresayıyı azaltabilirsiniz.Basit bir bolero modeli alttaki resimlere bakınca daha iyi anlayacaksınız ortadaki model nohut örgüsü isterseniz farklı modellerde deneyebilirsiniz hafta içi nohut örgüsününde yapılışını göstermeyi düşünüyorum bilmeyenler için


HAVLU KENARI 5

HAVLU KENARI ÖRNEKLERİ
Sizlere farklı bir havlu kenarı örneği yapılışı çok basit ve çok çabuk ilerliyor bu modeli yabancı bir site de (ponto preso 1)gördüm ve sizler için ördüm kolay gelsin




Kızlara "baykuş modeli" okul çantası yapalım


Okullar açıldı ama hala çanta eksiği olan varsa, yada bunu çok beğenip te bende "kızıma yaparım" diyeniniz olursa işte size alternatif çanta modeli. Elinden gelenler için çok güzel bir çalışma, hem sağlam hem kendi emeğiniz olucak. İster eve ister hediye, seçim sizin. Biraz uğraştırıcı ama sabırlıysanız bişey değil.

Jeans yenileme - Jeans renovation


Hepinize güzel hafta sonları arkadaşlar. Bu aralar blogumu ihmal ettim. Bir yandan oğlumun staj işlemleri, bir yandan çarşı pazar banka vs, ve tabi tema tasarım derken ne konu yayınlayabildim, ne yorumlara cevap yazabildim. En kısa zamanda bunları telafi edicem. 

Gelelim bugün kü konuya. Jeans lar hepimizin vazgeçilmezi. Genç yaşlı çocuk herkesin gardrobunda baş tacıdır. Hele bu ciciler, böyle aksesuarlarla zenginleştimi daha bir giyesi geliyor insanın. Burada ki amaç ta bu olmuş. Baklava dilimi şeklinde kesilen kumaşlarla şirin yamalar yapılmış. Aynı desen ve teknik kot yeleğe, elbiseye, cekete de uygulanabilir. Nasıl yapıldığı burada.

21 Eylül 2010 Salı

İğne oyası yüzük

Çıldırmaya ramak kalmışken, son eserimi sizlere takdim edeyim canlarım. Sayısız İğne oyası denemelerinden sonra, geçen hafta izindeyken evde yapabilmeyi başardığım model. Çok usta işi olmasada (asıl gördüğüm modeller kalıptan çıkmış gibi) beni idare ediyor, bunu yüzük yaptım. Birde kolye ucunu yapabilirsem ( sabredip :D ) yeter bana..............

Kolye Ucu


Bu aralar kafam o kadar doluki anlatamam, düşüncelerimi hissettiklerimi anlatamaz oldum. İki kelimeyi bir türlü biraraya getiremiyorum, yazacak o kadar çok şey varki aslında. Hiçbirinize doğru dürüst yorum bile bırakamıyorum, kusuruma bakmayın lütfen. Üsteki resimde yeni kolye uçları modelleri var, bakalım beğenecekmisiniz.

Geçen hafta oğluşum kreşe başladı, alışamadı bir türlü. Hergün gözlerinin altı şiş, mor mor geliyor kuzucum. Benim yakışıklı prensim, uysal, sevgi dolu, sevecen bıdığım, evimin minik erkeği...........kıyamam ben ona, ama mecburuz artık başlama zamanı gelmişti kuzucuğumun. Prensesim daha 17 aylıkken başlamıştı kreşe, oğluşum şanslı ona göre ama, ana yüreği bu arkadaşlar kıyamıyorum o gözlerine, o hassasiyetine. Oyyy oyyy paran çok olacak oturacaksın evinde, kuzucukların da olacak dizinin dibinde..............



20 Eylül 2010 Pazartesi

"Milli İntikam"

“Devlet”, Dünya Basketbol Şampiyonası’ndaki protestocuları arıyormuş!
Görüntüler taranıyor…
Koltuk numaraları aranıyor…
Bilet sahiplerinin isimlerinin tespitine çalışılıyormuş.
***
Sonra?
İntikam!

Çünkü devlet ve hükümet kızdı!
***
 Orada, o ortamda, “dünyanın gözü önünde” Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ı protesto etmek ayıp olabilir, kaba olabilir, vefasızlık, düşüncesizlik, kadirbilmezlik, mutlu bir tabloya çamur atmak olabilir.
Hepsi olabilir. Veya kimimiz öyle düşünmeyebilir.
Sonuçta, ister ferdi ister örgütlü, bir başkasına şiddet uygulamayan protesto “hak”tır.
Ne izin alınmasını gerektirir, ne lütuf ister, ne nezaket kurallarına bakar, ne hassas bir vicdan terazisi taşımak zorundadır.
Taammüden yahut spontane…
Protesto, ağzımızdan düşürmediğimiz demokrasinin; ani, hızlı, patlayan “fast break” hücumlarından, en doğrudan katılımlarından biridir.

***
“Bir şiir yüzünden” cezaevine düşenler; farklı sözün, farklı sesin, sesli öfkenin, şiddet dışı patlamanın kıymetini anlamayacaksa, demokrasiden ne anlayacak?
Herkes Cumhurbaşkanı ya da Başbakan veya Orgeneral, ne bileyim patron, müdür gördüğünde ceketini ilikleyip hazır duruşa geçmek zorunda değil.
“Vatandaş”
cumhuriyet ve demokrasinin kağıt üstünde tanıdığı hakları (olsun) ve kağıt üstünde kaldırdığı imtiyazları pekala ciddiye alabilir…
Ve Cumhurbaşkanı’nın yaveri, Başbakan’ın özel kalemi, Paşa’nın posta eri gibi davranmayabilir!
***
Deyin ki oradakiler ayıp etti…
Olabilir…
Ama devlet intikam mı alacak şimdi?
Bülent Arınç
referandumdan hemen sonra ne demişti: “Çok incindik, çok kırıldık, hakarete uğradık ama hiçbir zaman intikam peşinde değiliz.”
İyi de, resim resim, kaset kaset, tezahürat tezahürat, koltuk koltuk, kimlik kimlik “seyirci” ayıklayan kim?
Hangi “emir kulu” bir devlet işgüzarlığıyla “devlet adamı intikamı”nın kara listesini çıkartmaya koyuldu?
Hangi kral veya kraldan çok kralcı böyle bir kural koydu!
***
Bütün bunlar zihniyete dair.
Tribünde seyirci, gazetede yazar, TV’de konuşmacı, partide itirazcı, sokakta aykırı ses kovalamamaya dair.
Kendini “üstün” sayıp başkalarını güç ve zor yoluyla sindirmemeye dair.
Yoksa…
Muhtemelen o protestocuların bazılarının siyasi kültüründe de, başka huzurlarda biat etmek, susmak, itirazsız kalmak, eleştiri veya protestoyu ayıp, utanmazlık, saygısızlık saymak var.
Kimi işyerinde ya gık çıkaramıyor… Ya da güçlü ise, gıkını çıkartanı susturuyor.
Kimi, mesela komutanları asla tartışılamaz sanıyor.
Kimi başka toplumsal itirazlara küstahlık saçıyor, susturmak, bastırmak için tutuşuyor.
Kiminin dünyasında farklı olana, farklı konuşana, farklı inanana zaten yer yok!
***
Tabii bu dünya slalom pisti.
Kaypak kaymak herkese daha yakışıyor.
Mangalda kül bırakmayacaksın ama bunun adı ilke olmayacak.
Sen bağıracaksın ama öteki konuşmayacak.
Öteki bağırırsa susturmak için yanıp tutuşacaksın.
Herkesin kendi putları olacak. Başkasınınkini taşlarken kendi putuna sorgusuz tapacak.
Öyle işte.
Bir bakın hele; koltuk numaranız kaçmış?

Umur TALU  - Habertürk

19 Eylül 2010 Pazar

BEBEK YELEK ÖRNEKLERİ

kaplanau 1972 adlı kullanıcımızdan tığ işi bebek yelek modeli boncuk kullanılarak örülen model dahada gösterişli olmuş bu modelin süveter olarak örülmüşü de bende cardı bu da farklı bir model olmuş teşekkürler

bebek yelek,tığ işi yelek modeller, Yelek Modelleri,
bebek yelek,tığ işi yelek modeller, Yelek Modelleri, 

İĞNE OYASI ÖRNEKLERİ

kaplanau 1972 adlı kullanıcımızın gönderdiği yazma modeli çok güzel bir örnek kendisine teşekkür ediyorum yeni modellerini bekliyorum



"kirpi modeli" sirin aplike-"Hedgehog model" applique



Mutlu pazarlar arkadaşlar. Bugün aplike severlere bir paylaşım var. Bebeği yeğeni olanlar bu işten de anlıyorlarsa tamamdır. Yada işi bilene de yaptırabilirisiniz. Bu sevimli kirpi modeli bebek bodysine aplike olarak uygulanmış. Şablonu varmı çok dikkat etmedim ama, sanırım şekiller çok zor değil, yani elle de çizilebilir. Dikilecek olan kıyafete göre bu büyüklük ayarlanır. Yapılışı burada. 




Ben yine tema yapımına geri dönüyorum kızlar, yetiştirebilirsem yarın yine güzel bir tasarımla karşınızdayım. Sevgili, "bir demlik sohbet" e yeni ciciler hazırlıycam. Bakalım beğenicekmisiniz, bunda kendi vectorel çizimlerimi kombine edicem. Planımızda bir değişiklik olmazsa tabi. Bu sıcak İzmir sonbaharından, sevgiler yolluyorum.

18 Eylül 2010 Cumartesi

Fermuar dan "çiçek yüzükler"-Zip from flower rings



Hepinize mutlu hafta sonları dileyerek bugün kü hobi çeşidimizle devam ediyoruz. Fermuarlar dan bir çok çalışmaya rastaladık, yaptık, gördük. Bu çalışma ise "fermuardan çiçek yüzük" Değişik durmuş hoş olmuş. Daha başka çeşitler de mevcut. Ben yaparım, ben takarım diyen varsa buyrun yapılışna. 



17 Eylül 2010 Cuma

Dantel ve düğme ile vintage bilezik



Bu aralar ara verildi böyle paylaşımlara. Bayram tatil şablon hazırlama derken özlemişim. Dantel, düğme, kurdele, incik boncuk ne varsa birleştirilip bu güzel bilezik yapılmış. Vintage tarzı olması hoş, her türlü kıyafete kombine olabilir. Yapılışı burada. Kolay gelsin bakalım yapacak olanlara.

16 Eylül 2010 Perşembe

BEBEK YELEK MODELLERİ

Örgü Bebek Yelek Modeli

Kalpli cepli değişik bir bebek yelek modeli yan kısımlarının alt kısmını tam dikmeyip yırtmaç olarak bırakıyoruz kenar kısımlarını tığ ile yapıyoruz güzel bir örgü yelek





HAVLU KENARI ÜÇGEN MODELİ

İşte sizlere yeni bir havlu kenarı modeli elimden geldiği kadar sizler için farklı örnekler bulmaya çalışıyorum alttaki resimleri incelediğinizde model rahatlıkla anlaşılıyor modeli tam bitirmeden çektim bu yüzden üst kısmı resimde görüldüğü gibi tamamiyle tığ ile örüyoruz havlu üstüne dikildiği için görüntü daha güzel duruyor




En yeni havlu kenarı örnekleri 2011 dantel model örnekleri

15 Eylül 2010 Çarşamba

Başka bir blog tasarımı daha


Günaydın arkadaşlar, hepinize güzel bir gün dileyerek, dün gece bitirmiş olduğum yeni temamı sizlere sunmak istedim. Hazırladığım tasarımlar hakkında ki yorum ve görüşleriniz benim için çok önemli. Konu hakkında ayrıca soru ve talepleriniz için ukarıda ki mail adresimden bana ulaşabilirsiniz. Bu aralar scrap desenlerle birlikte kendi hazırladığım desenlerle kollektif çalışma baya bir hoş duruyor. Yabancı siteleri gezerken bu tarzın oldukça yaygın olduğunu görüyordum. Kendi sayfamıda bu şekilde değiştiridm.Göze ve görselliğe hitap ettiğini düşünüyorum.  "gülin'in objektifinden" adlı arkadaşa hazırladığım bu yeni tasarımıma bakmak için sayfayı ziyaret edebilrisiniz. Hobilerle size dönünceye kadar sevgiyle sağlıcakla kalınız.

14 Eylül 2010 Salı

Havran - referandum ve ben...

Havran dan bir manzara

Merhaba sevgili dostlar, bir süre yoktum, bayram nedeniyle bu kısacık tatilde memleketime gittim. Balıkesirin Havran ilçesidir benim cennettim. Havası suyu toprağı bir başkadır. Yeğenlerle kuzenler le hasret giderdim, biraz dinlendim doping yaptım ve geldim. Bu yüzden sizlerle bayramlaşıp cevap yazamadım, hepinizin geçmiş bayrmanızı kutluyor, her bayramnızın böyle şeker tadında geçmesini diliyorum. Bu dönüşümle sayfamıda biraz yeniledim, epeydir ihmal etmiştim, umarım beğenirsiniz:)

Havranımız Edremite 8 km dir, çok şirin çok güzel ve çok "ATATÜRKÇÜ"  tarihe kültüre sahip meziyetleri olan muhteşem bir yerdir. Havran deyin ce "seyit onabşıyı" hatırlamamak olmaz., sizlere biraz bu muhterem şahıstan bahsedicem;

1889 yılının Eylül ayında Balıkesirin Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde dünyaya geldi. Babası Abdurrahman, annesi Emine idi.
1909 yılında Osmanlı Ordusu'na katıldı. Balkan Savaşı'nda çarpıştı. I. Dünya Savaşı'nın başlaması ile Çanakkale Cephesi'nde topçu eri olarak göreve başladı. 18 Mart 1915'de Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçti. Bu sırada Seyit Onbaşı Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevliydi. Türk topçusunun yoğun karşı ateşi ve daha önceden Nusret mayın gemisinin döktüğü mayınlar, bu saldırıyı püskürttü. Çatışma sırasında Fransız savaş gemisi Bouvet vurularak hareketsiz kaldı ve batmaya başladı. Gemi mürettebatını kurtarmak için yardıma İngiliz Ocean ve Fransız Irresistible gemileri geldi. Ancak çatışma sırasında Seyit Ali'nin görevli olduğu topun vinci arızalandı. Bunun üzerine Seyit Ali 275 kg ağırlığındaki top mermilerini sırtlayarak[1] top kundağına yerleştirdi. Seyit Ali, üçüncü atışında İngiliz gemisi Ocean'a isabet sağladı. Atılan mermi geminin bacasından içeri girerek [kaynak belirtilmeli] gemiye büyük hasarlar verdi, bu nedenle mürettebat gemiyi terk etmek zorunda kaldı. Bu yüzden komutan ona onbaşılık görevini verdi. Çanakkale savaşından bir gün sonra Seyit Ali Onbaşı'ndan top mermisi sırtında fotoğrafı çekilmesi istendi. Seyit Ali Onbaşı ne kadar zorlansa da top mermisini kaldıramadı. Sonra Seyit Ali Onbaşı yine savaş çıksın yine kaldırırım dedi. Bundan sonra ancak fotoğrafı tahta bir mermiyle çekilebildi.
Savaşın sona ermesi ile 1918'de köyüne dönen Seyit Ali, ormancılık ve kömürcülük işlerine devam etti. 1934 yılında çıkartılan Soyadı Kanunu ile Çabuk soyadını aldı. 1939 yılında verem hastalığı yüzünden hayatını kaybetti.

İşte böyle atalarımız evlatlarımız varken bu memleket nereden nereye gelmiş, şimdi ise üç beş çapulcunun elinde oyuncak olmakta. İç ve dış düşmanlarca diş bilenmekte dört bir taraftan...

Hazır yeri gelmişken şu referanduma biraz yorum yapaılm.

Aaylardır beklenen bu tarihi gün "evetle" sonuçlandı, yani onlara göre "evetler kazandı" , ne yazık ki toplumsal uzlaşıyla sağlanması gereken anaysa değişikliği "evetçilerin ve hayrıcıların" siyasi savaşına dönüştü. Liderler arsızlaştı, kılıçlar  çekildi, baskılarla, dayatmalarla, ali cengiz oyunlarıyla, tehditlerle, küfürlerlerle, korkularla, kavgalarla, siyasi ihtiraslarla "anayasamız" gayet demokrat yollarla!! değişmiştirrrr, vatana millete hayırlısı olsun efenim.

Tabii bu "demokrasi havarilerinin getirdiği şanlı anayasmız nezdimizde ne kadar kabul. Bir ülkenin yarısısnın istemediği değişikliği ne kadar kabul etmek gerekir. Aslında şaşırmamak lazım "ben yaptım oldu" zihniyetin arkasından gelen akım "biz istedik oldu" demesi gayet normaldir, bu düşünceler ne kadar bağımısız ve demokartiktir bizden önce kendilerinin sorgulaması lazım.

Sandık başında son yapılan ankete bakınca düşüncelerim de ne kadar haklı olduğumu anladım. "KONAR ARAŞTIRMA ŞİRKETİ" referandum günü sandık başında anket yapmış. Buna göre;

"evet" oyları ilk ve orta tahsilli seçmenler den,
"hayır" oyları ise yüksek öğrenim görmüş, üniversite bitirmiş seçmenler den gelmiş.

Elbet görüş ve fikirlerin sınıfı olmaz, eğitim birazda insanın kendini geliştirmesiyle kaliteleşir yoğunlaşır. Bu yüzden eğitim seviyesi yükseldikçe "hayır" oylarının artması, ileriye dönük açık görüşün belirtisidir.
Yani ben üniversite bitirmedim ama makarnaya, kömüre oyumu satmam. Rüşvetle gelen siyasetçinin yapabilecekleri bu doğrultuda vahimdir. Neyse Allah bizi "cehaletin şerrinden" korusun...

Aaaa pardon, bak nasıl unuttum, bu arada "evetçilere" müjde, yeni anayasnız yoldaymış, "başkanlık" yani "padşahlık" geliyor, hadi gözünüz aydın, tek elden tek kalemden, yönetilmek, "eyaletler" adı altında bölünmek yolda, gözünüz aydın olsun efenim...Bana sakın, "başkanlığın" en yaygın demokratik yönetim olduğu savsatasından bahsetmeyin, ve sakkkın bana ABD ve diğer avrupa ülkelerinden örnek vermeyin, onlar gibi başkanlık için bizim kırk fırın değil yüzkırk fırın ekmek yememiz lazım. Adamlar tabanını doldurmadan, demokrasiyi iyice yerleştirmeden bu işe kalkışmamaışlar. Siyasi hırs uğruna vatanını halkını parçalara ayırmadan, bu işi sadece "halka hizmet" olarak yapmışlar. Bunun içinde önce "halkını" eğitmişler. Birde bize bakın. "sırtından sopayı, karnından sıpayı" eksik etmeyecen diyen şefkatli (!) erkeklerimizin, "kocamdır, döver de sever de" diyen şiddet arsızı kadıncıklarımızın, yolda tükürmeyi, masa altında sümkürmeyi, turistlere tecavüzü, 4 karı almanın şevkini, şanından sayan "insanlık abidesi" yurttaşların zihinlerini fikirlerini değiştirmeden demokrasi gelmez, olmayan gelmeyen demokrasiyle "başkanlık" olmaz, haaa olur da tıpkı Libya, Nijerya, Irak gibi olur, zaten amaç ta bu değilmi?...haydi hayırlısı olsun cümleten "müstakbel padişahınız"

7 Eylül 2010 Salı

Bir başka tema daha -My new theme design



İşte bitiridiğim yeni tema. Pembe Tatlar beni epeydir bekliyordu. sevgili Aslı nın umarım bu bekleyişi boşa çıkmamıştır. Değişik bir görsel oldu, bu kadar marifete ve böyle güzel sunumları saklamak haksızlık olur diyerek headerını kendi resimleriyle bezeyip hoşluklar yaptım, kategorileri çok olması sebebiyle menülere sığmaınca yan tarafa aldım, kendisi çok beğendi inşallah içine sinmiştir. Güle güle ve lezziz paylaşımlarla daha nice dostluklara imzasını atar inşallah. Bugün bir başka arkadaşın hazırlıyorum yarın onunla size yine merhaba diyeceğim, şimdilik sevgiyle sağlıkla kalınız. Bu aralar yorumlarınıza cevap yazamıyorum, affola diyorum ama tema ve bloglarınızla ilgili sorularınız olursa sorabilirisiniz. Yukarda iletişim adresim var.

Retro kavanoz/vazo - Retro jar/vase



Bir kaç gündür blogumu ihmal ettim, bir haftadan fazla temalara gömülmüş durumdayım. Bayram öncesi yetiştirmem gerektiği için sizlerle ilgilenemedim. Yakında paylaşıcam. Aslında belimin ağrısından bilgisayar başına nöbetleşe oturduğumu da söylemem lazım :(  Bu arada hepinizin geçmiş Kadir Gecesini kutluyorum. "Yazmayana yazamayız" diye "körler sağırlar birbirini ağırlar" politikası almış yürümüş ama olsun, gönüller bir olsun diyerek, bu mubarek gecelerin hepimize hayırlara, huzurlara vesile olmasını temenni ediyorum.



Daha önce buna benzer yayınımız olmuştu ama bunlar da çok şirin ve hemen yapılacak birşey. Kapaksız kavanozların böyle retro tarzı vazoya dönüşmesini çok beğendim. dantele gönül verenlerin mutlaka yapıcanı düşündüğüm bir uğraşı, evlere ayrı bir hava getircektir. Sahibi burada, hepinize bayram telaşında kolay gelsin diyorum, sevgiler saygılar efenim...

6 Eylül 2010 Pazartesi

İğne Oyası - Acemi işi 2

İğne oyalarına devammmm, hala istediğim kıvama getiremedim ama bu da diğer bir örnek. Şeytan diyor git uğraşana kadar al ne uğraşıyorsun amaaa bununla kafamı meşgul ediyorum anlıyacağınız. Merak eden arkadaşlarım için bunların nasıl yapıldığının anlatıldığı sitenin adresini veriyorum arkadaşlar, resimlerle tek tek anlatmış sağolsun arkadaş. İki aydır uğraşıyorum anca bu kadar oldu benimkiler. http://hobielemegiigneoyasi.blogcu.com/

Un Helvası


Arkadaşlar geçmiş kandiliniz mübarek olsun. Bir gün gecikmeli de olsa size güzel bir helva tarifi vereceğim. Bu tarifi daha önce Oktay Usta'nın sitesinden almıştım. Doğum iznindeyken zaten Oktay Ustanın yüzünden kiloları almıştım, her gün eşimi arayıp akşama şunları şunları al sakın unutma diyince "yinemi Oktay Usta!!!" deyip, ama yaptıklarımı da afiyetle yiyen :) kocacığımı bezdirmiştim. Denemek isteyenlere işte tarif........
Malzemeler:
2 Su brd.un
Yarım paketten biraz az margarin
1 çay brd. sıvıyağ (ben fındık yağı kullanıyorum)
1 çay brd.dövülmüş ceviz
1 su brd. toz şeker
1 su brd.su (ben yarım su, yarım süt kullandım)
Yapılışı:
Sıvıyağ ve margarini tavaya alalım, margarin eriyince unu ilave edip kavurun. Rengi bayağı bir döndükten sonra (pembeleştikten sonra siz karar verin, çok koyu olmamalı) cevizini ve şekerini ilave edin. Birazda bunlarla kavurduktan sonra suyunu ilave edin, iyice karıştırıp altını kapatın.
Not: unu kavurma işleminde kaşığın tersiyle eze eze kavuruyorsunuz.
*******Bu arada bir ayda rejim filan yapmadan, veremiyorum diye kafaya taktığım o 5 kiloyu vermişim. Doğum öncesi kiloma döndüm anlıyacağınız, ha iyi bişeymi derseniz babacığım iyi olaydı da 0 5 kilonun üzerine bir 5 daha alaydım, üzüntü insana kiloyu da verdiyor, sağlığını da elinden alıyor anlıyacağınız. Rabbim şu mübarek günlerde Babacığıma ve tüm hastalara şifa versin*******

2 Eylül 2010 Perşembe

İğne Oyası - Acemi işi

Bu iğne oyalarına taktım bu aralar anlıyacağınız, tatilde aldığım o güzelim iğne oyası kolyemi bulamıyorum evde çıldıracağım, babamın ameliyat haberini alıp apar topar dönerken, otelde mi unuttum nedir bilemiyorum. Bu durumda ne yapılır haddini aşarak iğne oyasına merak salıp yapmaya çalışılır tabii; ama resimden de anlıyacağınız gibi ben kimmm iğne oyası kim, netten yapımlarını bulduğum kadarıyla ve teyzoşumun Ankara'ya geldiğinde gösterdiği kadarıyla anca bu çıktı ortaya. Pes etmezsem çalışmalara devam edeceğim, hadi hayırlısı.......

İğne Oyası Sehpa Takımı

Hafta sonu evde yavaş yavaş bayram temizliğine başladım. Örtüleri değiştirmek için sandığı karıştırırken bir şey buldum ki dünyalar benim oldu ( önce :D ) aman allahım çeyizimde nasılda unutmuşum meğer iğne oyası sehpa takımı varmış diye ama sonra hüsrana uğradım nedenmi ? hemen telefona sarılıp annemi aradım: anneeee sandıkta ne buldum biliyormusun, iğne oyası takım yippuuuu diyerek :DDD; ama canım annem duruma hemen müdahale etti, sakın kullanma onlarııı onu İrem'e babannesi ilk doğum gününde kızımın ilk çeyizi olsun diye getirmişti yaaaa :((( Arkadaşlarr dumur oldum anlıyacağınız yaaa, insan bu kadar unutkanlaşabilirmi birrrr, ikincisi isee yawww kızımınmış tüh beaaa diyerek :DDD banada sadece resimlerine bakmak kaldı anlıyacağınız. Buyrun işte size resimleriiii:


Nasıl güzel dimi? Sevgiliii kayınvalideciğim, annem annem ne olurdu şu kızına da bi takım alsaydın beeee, mis gibi sererdik bayram arifesi örtüleri her yere yahu :DDD

Sandıktan birde tepsi örtüsü çıktı, yapımı basit aslında belki yapmak isteyen olur diye yakından çektim hadi buyrun bakalım........


Sitedeki bütün resimler internetten toplanmıstır.

Sitedeki bütün resimler internetten toplanmıstır. Bir şikayetiniz varsa lütfen o konunun altına yorum yapın...

YORUM YAP