21 Ağustos 2010 Cumartesi

Yoruma açık cevap...

Bir kaç gündür canımı sıkan bil fiil siyasi ve politik oyunlar, kalemi ve dilimi zıplattığı için bir kaç kelam etmek istedim Bir arkadaşamızın yorum-cevap şeklinde ki diyaloğumuzun devamını onunda iznine sığınırak paylaşıma açık devam ettirmek istedim. Demokrasinin bu yönü beni cezbediyor işte, ne kadar kitle toplum, o kadar paylaşım görüş düşünce demektir. Aslında bu blogumu diğerinden bu yüzden ayırmıştım, fikir ve siyaset yazılar arasında gündelik uğraşılar biraz abest kaçıyor du, ancak şu anda diğerine nazaran burasının izlenmesi çoğunlukta olduğu için buradan yazıyorum, ama belli bir zaman sonra yazılarımı taşıycam, O yüzden etiketlemiyorum.

Gelelim mevzuya, Sn.Aylin Ersan Hanım, güzel düşünceleriyle sayfamı renklendirmiş, karşıta olsa hem fikir de olsa diyaloglar fikirlerin benimsenmesini yayılmasını sağlıyor kanaatimce. Keşke herkesin bu konular da fikir sahibi olupta bunları cesaretle, saygıyla paylaşabilse...Diyorum bazen, hayat sadece yumurta kırmaktan, iki yüz bir ters ten ibaret değil...

Sevgili Aylin Hanım, görüşlerinizde kısmi haklılık payı olabilir ama çoğunluğuna karşıyım.

Burada bahsedilen, toprak satışıdır, yatırım yada ticari amaç güdülerek yapılmış, halkın refahını ülkenin geleceğini düşünerek yapılan özelliştrmeler değil. Önce sapla samanı karıştırmıyalım. Bir ülkeye yatırım yapabilrisiniz ama o ülkenin bu yatırım aracını "çıkar güdümlere ortak olacak menffatler çerçevesinde mülkiyeten satın alamazsınız". Bu hangi firma olursa olsun, bu çok başka bir konu, sadece ülker değil, yabancı ülkeler de  daha nice firmalarımız var, şubeleri, fabrikaları mağazaları olan. Onlar ticaretini yapar, ülkesini zenginleştirir, bizler de kârımızı yapar, ticaretimize bakar, ülkemizi ihracatla vergimizle kalkındırırz. buraya kadar güzel, buna kimsenin bir lafı yok. Ancak lütfen bundan sonrasını dikkat ediniz.

O saydığınız ülke/ülkeler "kendilerine yatrıma gelen firmalar sayesinde elde edilen geliri, halkına, vatanına geri dönüştürüyor, gayri safi milli hasılasıyla bize fark atıyor, varsa dışarıya borcunu ödüyor, varsa eksiği; yolu köprüsü barajı, inşa ediyor, halkının yapabileceği sanayiyi güçlendirip, yatırımdan aldığını yatırım yapıp işsizliğini çözüyor, ekonomisini düzeltiyor"
Peki biz ne yapıyoruz? yada ne yaptık? hiç bilançolara göz attınızmı yada raporlara baktınızmı...

Ben kısaca özetleyim isze (rakamsal bilgiler DPT alınmıştır)

Öncelikle 2003 yılından beri, yabancılara toprak satışının önünü açan yasayla birlikte sadece GAP bölgesinde 450 bin dönüm sulak ve verimli arazinin İsraillilere satıldığını hatırlatalım. Toplam 68 ülkenin 44 bin 740 vatandaşı 70 ilimizde 42 bin 884 mülk edinmiştir.
 Yabancı maden şirketleri ülkenin 100 bin kilometre karesini ruhsatlı maden arama bölgesi haline getirmiştir.
19.07 2003’de çıkartılan “yabancılara gayri menkul satışına izin veren yasa” ile Türk topraklarında “ikinci talan harekatı” başlamıştır. Buna karşı bahsetiğiniz "biz yapınca gurur kaynağı oluyor da, yabancılar yapınca vatan hainimi oluyoruz" diye kastettiğiniz AB ne yaptı;
"1 Mayıs 2004 tarihinde AB hudutları içinde yabancılara toprak satışını yasakladı" yani sen "satmıycaksın ama alacaksın"  neden israillilere hep peşkeş çekiliyor, son olarak "mayınlı arazilerin israillilere 50 yıllığına kiralanmak istenmesi tesadüfmü? İşte beğenmediğiniz hukuk nasıl lazım oluyor, anayasa mahkemesi engellemeseydi binlerce dönüm ekilebilir topraklar AB ve ABD istedi diye elden gidiyor du...amaç ne? yine siyonistlerin Ortadoğu da İsrail topraklarının "bizim sayemizde" daha da genişletmesini sağalamaktır, tıpkı zamanında ki siyonistlerin ABD önderliğin de, filistinin israile verildiği gibi. Bugün ne durumda filistin, ne toprak ne bayrak sahibi!

Ayrıca Ülkemizin 7/1 i yabancılara satılmış yine 7/1 kiralanmış durumdadır.
Önce çiftciye tahdit yasalarıyla üretim yasağı getirip elini kolunu bağladılar,sonra "yabancıya toprak" satılmasını serbestleştiren yasa ile çiftçinin ekip biçemediği toprağı yabancılara peşkeş çektiler! Çiftçiye pancar ektirmedin, ABD kota koydu diye, tütün ektirmedin, mısır ektirmedin, pamuk ektirmedin...Bu kotalar, IMF ve AB politikaları sebebiyledir. Onlar emrediyor, bizimkiler de “emriniz başımız üstündedir” deyip uyguluyor. Olan bizim gariban çiftçimize oluyor.
TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar’ın durumu özetleyen bir cümlesi var: “AB, meraları dahil edersek Türkiye’de 39 milyon hektar arazinin potansiyelinden korkuyor. AB pazar olmak istemiyor. Türkiye’yi pazar yapmak istiyor.”
Toprağından gelir edemeyen çiftçi kesimi aç kalmamak için toprağını yabancılara satmak zorunda kaldı!
Tıpkı zamanında filistine yaptıkları gibi!!

Yani komşumdan sade bir vatandaş gelip te, "şöyle denize nazır boğaza yakın bir arsa alayım, arada gelir kafamı dinlerim" masumiyetiyle toprak mülk almıyor, öyle olsun canımı yesin, gelsin bağımı bahçemi paylaşayım. Misafirperver halkız ya, ama keriz de değiliz...

Gelelim Özelleştirmeye;

"devlet kar edemediği, kendine yük olduğu kamu alanlarını, ülkenin yararına olacak şekilde demokratik yollarla, satar, pay verir, işletir"  ama şıkır şıkır ileyen sanayi devi haline gelmiş işletmeleri,  ABD istedi diye satıp, işçileri "4C" kanunu çıkarıp haklarını gaspederek kapıya koymak, özelleştirmek değildir...

Türkiye'de Son 24 Yılda 39 Milyar 600 Milyon 581 Bin Dolarlık Özelleştirme Yapılırken,(yani özelleştirme il akp döneminde yapılmadı) Bunun Yüzde 77.6'lık Bölümü 7.5 Yıllık AKP İktidarında Gerçekleştirildi. 2002 Yılı Kasım'ından Bu Yana Yapılan Özelleştirmelerin Toplamı 30 Milyar 304 Milyon Doları Buldu. Buna AKP Döneminde Yapılan 429 Milyon Dolarlık Bedelli Devir Uygulamaları Eklendiğinde 30 Milyar 734 Milyon Doları Aştı.

Vergiler, hazine, gelirler, ihracat, ithalat, piyangodan elde edilen fahiş paralar, trafikten, medyadan iş adamlarından kesilen cezalar ve bunun gibi daha aklıma gelmeyen muhtelif gelirlerlerin üstüne, özelleştirmeden, satıştan elde edilen 30 milyar doları aşan miktarı eklersek değil Türkiye, açlıktan sersebil olan Afrika bile kurtulurdu...Peki sonuç ne, işsizlikmi bitti, yatırımlarmı çoğaldı, ekonomi mi düzeldi, milli gelir tavanmı yaptı, gençlerin önümü açıldı, ülkem refahamı kavuştu? hiç biri olmadı. Elin adamı bunu yapıyor ama halkı ihya oluyor, bizde ki gibi, dayılar enişteler köşeyi dönüp, seçim zamanı makarna kömürle hatırlanan vatandaşları yok onların, Bu devranda iki şekilde yönetim var, ya kominist olucan, ya kapitalist, koministlerin sonunu gördük...yani millet kapitalizmin kaymağını, biz emperyalizin dibini yalıyoruz...Haa hiç mi iyi şeyler yapılmadı, elbet oldu, sezarın hakkını sezara veririz, ama "götürülenler" getirlienlerin yanında devede kulak kalınca, işte vatandaş ta bunları sorar, hem şahsına sorar hem sandıkta sorar...

Demokrasi demek anayasa demek, o ülkenin "toplum sözleşmesidir" ve aklın yolu birdir...Darbeye kesinlikle karşıyım, militer bir yönetime keza öyle, ama üniter yapıdan asla ödün vermem. Darbecilerle hesaplaşıcaksan, ölenlerle değil yaşayanlarla hesaplaş, sen anayasaya madde halinde koyuyorsun ama Adalet bakanın "zaman aşımından dava açılsa bile hüküm verilemez" diyor, kaldıki kaç kişi yaşıyor...sana çekilen muhtıralardan tank seslerinden hesap sor.

"İşine gelince hukuk işine gelmeyince guguk" hırs ve öç alma duygularıyla bir ülke yönetilmez, kurulmak istenen "federal islam devleti" uğruna, kendine engel gördüğün korktuğun herkesi, asılsız ihbarlarla, meçhul ihbarcılarla hapise atmak, bu ülkeye demokrasiye verilen en büyük zarardır, o zaman senin yaptığının "askeri darbeden" farkı ne... Heronlara ben inanmıyorum kim nederse desin, her tarafımı düşman sarmışken, AB İSRAİL ABD BARZANİ ve İÇ DÜŞMANLAR etrafımı kuşatmışken bana bu "ORDU" lazım, beni ve seni kurtaracak olan bu "ASKER" cemmatler değil...

Eskişehir Emniyet Müd. yazdığı kitabın başlıklarına bir göz attınızmı, garibim kimbilir neler gelicek başına!!

Ben taraf ta okuyorum, hürriyette okuyorum, zaman da, şafak ta, vatan da okuyorum. Abdurrahman Dilipakı, Ahmet Hakanı,Bekir Coşkunu, Yılmaz Özdili, yani hepsini okuyorum. Kimin ne yazdığını ne yazmadığının farkındayım, e ülke bu kadar bölünürken medya bile "yandaş-yoldaş-candaş" olurken, herkes işini bilir, ne yazıcanı bilir, üçüncü dünya savaşı medyanın verdiği gazla çımadımı? daha durun neler görücez...Staline, Hitlere gerek yok, hepsi içimzde...

Sitedeki bütün resimler internetten toplanmıstır.

Sitedeki bütün resimler internetten toplanmıstır. Bir şikayetiniz varsa lütfen o konunun altına yorum yapın...

YORUM YAP