31 Mart 2010 Çarşamba

Mola

Arkadaşlar yukarıda gördüğünüz yeni arabam. Bir müddet sizi bensiz bırakacağım çünkü yeni cicimle biraz dolaşmaya çıkacaz ailecek. Biliyorum hasretime dayanamayacaksınız ama ne yapayım. Dinlenmek, yeni arabamla gezmek benimde hakkım şekerler. Ehe ehe eheeee 1 NİSAN kandırdım siziiiiii. Yani ben bu arabayı kesin alırım amaaaa sırf sizi bensiz bırakmamak, yayınlarıma ara vermemek için almıyorum. Yemediniz di mi :)

30 Mart 2010 Salı

Kırmızı tutkunlarI için tema ve yeni açtığım blog



Merhaba güzeller, kısa bir aradan sonra tekrar buradayım. Bu aralar bu tema işi epeyce vaktimi alıyor. Bir arkadaşımıza tema hazırlığına başlamadan önce, bu elimdeki vitrinlik temayı bitirmek istedim. Vitrinlik dedim yani, hazırladığım bu temayı, tarzına konseptine zevkine uygun olan blog yazarlara görücüye çıkacaktır. Kırmızıya tutkun olanlar için düşündüm bu tarzı, elimdeki scrap resimleri bu şekilde dizayn ettim. Ama şunu söyleyim çok uğrştım ve çok özendim, tema hazırladığım arkadaşlar bilirler ne kadar titiz olduğumu, içime sininceye kadar, üşenmem uğraşır dururum. Bu biraz frapan bir tema oldu allı taşlı incili, buna uygun içeriği olan blog arkadaşların zevkine sunulmuştur. Daha sırada çok şirin ve cici tasarımlarım var, fırsat buldukça sizlere sunucam.

İki gündür yorum ve ziyaretlerle ilgilenemedim, bugün halletmem gereken işler var, o yüzden gelince hepsini telafi edicem. Bu yüzden şimdiden paylaşıma açtım, sizlerin sormak istedikleriniz olursa bana çekinmeden yazın, gerek yardım gerek temalar için. Bu çalışmaları daha sağlıklı yürütebilme adına tasarımlarımı deneyip uygulayacağım ve sunacağım bir blog daha açtım, " http://visualbydesignafet.blogspot.com/ " oradan da yazabilirsiniz, hatta tema ve teknik soruları doğrudan oraya yazabilirsiniz. Hazırladığım tasarımlar bir kaç gün bu deneme blogta vitrine çıkacaktır, daha sonra sahibine ulaşınca kaldırılacaktır, ben sadece nasıl göründüğüne dair bilgi olsun diye kendime göre başlık ve konular ekledim, isteyen ve beğenen blog sahibinin içeriğine göre değişiklikler eklemeler yapılacaktır.

Bu "kırmızı tutkusu" adını verdiğim tasarım da bir kaç gün oarada kalacaktır, bu arada resimler ve görsel sunumlar benim özgün çalışmamdır, lütfen kopyalanmaması ve yayınlanmaması rica olunur, en azından sahibini buluncaya kadar.

Bu arada bana daha önce yazıpta tema isteyen arkadaşlar var dı, atladıklarım olduysa kusurabkmayın lütfen, bu isteklerinizi yenilerseniz sevinirim, ayrıca bildiğim ne varsa paylaşmak adına sorularınıza da elimden geldiği kadar cevaplıyacağım.

Hepinize güzel bir gün diliyorum güzeller, sevgiyle sağlıcakla kalın...

ÇOCUK YELEK MODELİ

Gülay recep adlı kullanıcımızdan turuncu ve beyaz renkte örülen bir model elişi bebek çocuk yelek örnekleri


4-6 yaş çocuk yelek

LİF ÖRNEKLERİ

LİF ÖRNEKLERİ LİF MODELLERİ

Kullanışlı bir lif modeli örmesi kolay renk renk örebilirsiniz Nur tuhafiyeye paylaşımı için teşekkürler satılık lif örnekleri

Kuş Yuvası



Üst resimdeki Kuş Yuvasının ( yumurtalar hormonlu biraz değişik renk ve ebatta oldu ama :), yapımı burada. Benimki biraz farklı bir tarz oldu. Altına bakır yüzük aparatı alıp yüzük yapmayı düşünüyorum. Alt resimdeki kalpli olanı doğum iznindeyken Berna Laçin'in bir Kadın Olmak adlı TV programından esinlenerek yapmıştım. Birde telden şapka yapmıştım, güzel broş olurdu aslında. Evde nereye koyduğumu bulabilirsem sizlere onu da gösteririm en kısa zamanda.

29 Mart 2010 Pazartesi

Süryani İşi Sehpa Örtüsü


Canlarım 103. kayıdımın şerefine sizlere bir güzellik sunuyorum. Huzurlarınızda Süryani İşi sehpa örtüsü. Yapımı basit olsada oldukça oyalayıcı bir model. Teyzoşum hastanedeyken örneğe bakarak çıkardım motifin modelini. Bu örtü benim deil yalnız, ben ancak iki motif çıkarabildim elimde örnek olsun diye unutmadan söyleyeyim.

Süryani İşi Kolye



Süryani İşi kolyem. Aslında bu modelin daha büyüğünden oda takımları yapıyor marifetli hatunlar. Ben kolye için modeli küçülteyim ve biraz daraltayım dedim sonuçta ortaya bu model çıktı. Üç boyutlu bir kolye oldu. Bayağı uğraştırıcı bir model. 2 günde ancak bitirebildim. Bakalım beğenecekmisiniz......
(Resimlerin büyük hali için üzerlerine tık tık)

Safranbolu






Yaşayan tarih Safranbolu. Sokaklarından geçerken kendinizi eski zaman hanımefendileri gibi zannediyorsunuz her seferinde. Bir elinizde şemsiye, diğer elinizde mendil salına salına yürüyeceksiniz Safranbolu sokaklarında. Gelelim Safranbolunun özelliklerine....

Safranbolu, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir. Konumu yaklaşık olarak Ankara'nın 200 km kuzeyinde ve Karadeniz'in 100 km güneyindedir. Karabük ilçe merkezinin de 9 km kuzeyinde bulunmaktadır.
Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî evleri ile ünlü olan şehir, bu özelliği sayesinde 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıkdan biridir ve turistik ilgi çekmektedir. Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan alır.
Tarihte Paflagonya olarak adlandırılan bölgede bulunur ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Türkler tarafından kesin olarak alınışı 1196 yılındadır. Osmanlı zamanında 17. yüzyılda İstanbul-Sinop yolu üzerinde olması nedeniyle tarihteki en önemli dönemini yaşamıştır.
(Kaynak:wikipedia.org)

Ispıt Kavurması






Hafta sonu Karabük'deydik. Sevgili Teyzoşum, bitanecim Menisküs ameliyatı oldu. Onu yanlız bırakırmıyız hiç, annemlerle beraber Cuma günü oradaydık. Senelik izinler kullanılmaya başladı bu arada. Gitmişken hemen sevgili yengecim Ispıt almak için görevlendirildi :) malum biz hastanedeyiz. Sizlere temizlenirken doğal haliyle resimlerini çektim ama Ispıt'ı o kadar özlemişiz ki pişince hemen mideye indirdiğimiz için son görüntüleri çekemedim ama tarifi vereyim. Ispıt da mantar gibi toplanması zor bir bitkiymiş. Sizler için araştırdım nelere yarıyormuş diye. Buyrun bakalım......

Eski çağlardan beri tüketilen hodan otu (diğer adı ile ıspıt veya kaldirik) kişilerde hoşnut duygular uyandırır, sıkıntıları giderir ve cesaret artırır.Hatta sefere çıkan askerlerin cesaret kazanmaları için üzengilerine hodan otu çiçeği sürülürdü.

Yapılan araştırmaların sonucunda hodan otunun böbreküstü bezlerini etkilediği ve bu nedenle insanları rahatlattığı tespit edilmiştir.

Hodan otu yüksek oranda kalsiyum, potasyum ve mineral tuzları içermektedir. Bu nedenle özellikle tuzsuz rejimlerde kullanılan bir bitkidir.

Mayıs-eylül aylarında mavi renkte çiçek açar. Sert tüylü, 15-60 cm yüksekliğinde bir bitkidir. Halk dilinde sığırdili olarak da bilinir. Hodan otu rutubetli yerleri sever. Buruşuk yaprakları ovaldır, çiçekleri de uzun saplıdır. Türkiye'de Marmara, Kuzey ve Batı Anadolu'da yetişmektedir.

Nelere faydası varmış Ispıtmızın?

- Ter atıcıdır.

- İdrar söktürücüdür.

- Balgamı söktürür.

- Boğaz ağrılarına iyi gelir.

- Öksürüğü gidermede etkilidir.

- Anti-depresif etkilidir.

Gelelim tarifimize.....

Malzemeler:
1 kilo Ispıt
4-5 adet pırasa
2 adet yumurta
4-5 diş sarımsak
Baharat
Hazırlanışı:
Ispıtlar temizlenip haşlanır. (Çiçek kısımları dahil pişiriliyor. Üzerindeki ot,çöp, çürümüş yaprak varsa onlar ayıklanıyor kalan heryeri doğranır. Sap kısımlarını ayrı doğrayın, yaprak ve çiçek kısımlarını ayrı doğrayın)
Sap kısımları yumuşayıncaya kadar haşlanır. Sonra üzerine çiçek kısımları konulup biraz daha haşlanır.
Ispıt sıcak sudan soğuk suya konulup sıkılır.
Teflon tencereye pırasa ince ince doğranır, yağda kavrulur. (arzu eden soğan da ilave ediyormuş)
Yumurta ayrı bir kapta çırpılıp ilave edilir.
Üzerine Ispıt ilave edilir.
Sarımsak ve baharatlar ilave edilip hafif ateşte kavrulur.
Veeee afiyetle yenilir.

27 Mart 2010 Cumartesi

Özsüt-oğlum-staj



Selam arkadaşlar, bugün dışarıda ki yoğunluğum yüzünden ancak gelebildim. Bugün oğlumun, önümüzdeki yıl öğrenim döneminde, staj yapacağı firma il görüşmemiz vardı. Çok şükür başvurumuzun sonucuna bugün ulaştık. Köklü ve kurumsal bir fabrikada "gıda teknisyeni" olarak staj yapacak. Özellikle İzmir'liler bilir, "ÖZSÜT" tatlı sektöründe markalaşmış adıyla bizlere damak tadında bir güven veriyor. İzmir de başlayan serüvenleri şu anda Türkiyenin dört bir yanına ulaşan  zincir şubeleriyle devam etmektedir.

Arada Kemalpaşa mevkiinden geçerken Özsüt'ün fabrikasını görür "ne kadar güzel olmuş, ne kadar işi büyütmüşler" diye düşünürdüm. Bugün ise bu düşüncemde yanılmadığımı gördüm. Öyle temiz öyle ferah ve modern bir görüntüyle karşılaştık ki, oğlumun içeriye girer girmez yüzünde ki tebessümünü görünce ne kadar doğru bir tercih yaptığımızı anladım. Mis gibi pasta ve tatlılarla birlikte resmen "KALİTE" kokuyor du.

Güleryüz ve sempatiyle bizi karşılayan İnsan Kaynakları Ekip Müdürü, bize cevap vermek te gösterdiği ciddiyetini ve hassasiyetini bugün görüşmemiz sırasında bir kez daha yeniledi. Kendisine ve firma geneline  buradan çok teşekkür ediyorum.  

1938 Yılında Sefer Ustayla başlayan bu yolculuk günümüze kadar gelmiş. Osmanlı sarayında, saray adabı ve lezzetini bilen bir usta, Sefer Ustanın amcasının yanında işe başlamış. Böylece saraydan günümüze gelen,  geleneksel Türk tatlıların lezzetini ve sırrını mesleğe dönüştürebilen maharetiyle bugün kü ÖZSÜT ün temelleri atılmış. Daha fazlasını öğrenmek isterseniz sayfayı ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Son günlerde yaşanan karamsar ve bulutlu günlerden sonra, Ülkemiz de böyle girişmcilerin ve kurumların olması bize yarınlar için umut veriyor. Özellikle anne baba olarak, evlatlarımızın gelecek ve iş garantisinin olabileceğini bilmek ve oğlumun edindiği mesleğin her zaman geçerli olduğunu görmek, önümüzde ki yıllar adına bugün bizi sevindirdi.

Hakan'ın okuduğu mesleki bölüm "Gıda Teknolojis" alanı ise "Gıda Kontrol ve Analiz"
Cumhuriyet Nevvar Salih İşgören Meslek Lisesi inde bu bölüm uzun yıllardan sonra ilk kez kapıları bizim çocuklarımıza açıldı. Bu bölüm Bornova da bir okulda daha var, onların da bizimkilerle birlikte ilk mezunları olucak, yani önümüzde ki yıl,toplam  60 öğrenci Gıda Teknisyeni olarak diplomalarını alıcaklar. Oğlum okulunu ve yarına mesleği olacak bu bölümü seviyor. Severek okuyor, araştırıyor ve ilgileniyor. İnşallah hepimizin evlatları istedikleri mesleği edinirler ve ilerde kimseye muhtaç olmayacak , ayaklarının üzerinde duracak şekilde iş imkanı bulurlar. Önceleri lise arayışınday ken meslek lisesine pek sıcak bakmıyordum, ama gelişmeler ve gittikçe kötüye giden işsizlik sorunları, bizi buraya yöneltti, iyiki de yöneltmiş. Bugün Avrupada sadece meslek liselerinin olması gençlerin eğitimi için ne kadar doğru bir karar olduğunu gösteriyor. Her şeyde geriden giden bizler, umarım, çocuklarımızı daha fazla dershane ve öss kapılarında süründüğünü görmediğimiz günlere kavuşuruz.

İşte arkadaşlar, bugünümüzün büyük kısmı bu koşuştuırmaca da geçti, daha sonra kızımın işyeri ziyareti ve ufak defek alış veriş derken akşamı bulduk. Gelen yorumlara ve ziyaretlerinize teşekkür ediyorum. En kısa zamanda iadeyi ziyaret olucaktır.

Güzel bir hafta sonu diliyorum hepinize.

(oğluşumun resmine bakarken maşallah deyin bakimm:)

26 Mart 2010 Cuma

Dr. Mehmet Öz'ün Limon kabuğu mucizesi

Hepimiz limonun az çok faydalarını biliyoruz, C vitamini bakımından zenginliği artık dilimizde. Ben bu sefer limonun kabuğu ile ilgili bir kaç bilgi aktarmak istiyorum. Malum önümüz yaz, güneş yavaş yavaş bizi ısıtmaya başlayacak. Aslında yaz kış limonun devri geçmez. Şanı bu kadar süren bu nimetin faydaları da sezonluk değildir elbet. Ve belki de bilmediğimiz su yüzüne çıkmamış kimbilir ne hikmetleri vardır.
Şimdi size limon kabuğu ile ilgili makaleyi paylaşıcam, Dr. Mehmet Öz'ü bilmeyen yoktur sanırım, bir yerler de notunuz, bilgisi kulağınızda olsun istedim.


Prof. Dr. Öz; limon kabuğunun mucizevi faydaları...



Kavurucu yaz sıcaklarından ruhumuz da bedenimiz de nasibini alıyor. Tek derdimiz biraz serinlemek de olsa, cilt korumasına olabildiğince çok dikkat etmeliyiz. Cilt bakımı için ucuz ve kolay yol sunan Prof. Mehmet Öz, limon kabuğunun yabana atılmayacak faydalarını anlattı.

Tümör gelişimini engelliyor

Limonun tadı güzeldir, serinletici etkisi vardır, C vitamini deposudur. Salatanıza katabilir, limonata içebilir veya yiyebilirsiniz. Kabuklarını kullanmak ise size bambaşka faydalar sağlayabilir. Yapılan bir araştırma ile limon kabuklarında bulunan dlimonene aadlı maddenin çok güçlü bir cilt dostu olduğu belirlendi. D-limonene, narenciye yağında bulunan ve tümör gelişimini engelleyerek cilt kanseri riskini önemli ölçüde düşüren bir bileşkendir.

D-Limonene etkisi

11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınmanız gerektiğini zaten biliyorsunuz. Limon ve diğer turunçgillerden maksimum faydayı sağlamak için basit bir yöntem var: Ya gölgede tüketmeye çalışın ya da yerken hızlı davranın. Güneş ışınları etkisiyle elinizde tuttuğunuz parça limonun içindeki C vitamini 30 saniye gibi kısa bir sürede okside olur.

Riski düşürebilirsiniz

Sadece Amerika’da yılda 200.000 den fazla insan cilt kanserine yakalanıyor. Bu sorun son yıllarda ülkemizde de çok artış göstermeye başladı. Cilt kanseri güneşin parladığı her yerde kendini gösterebilir. Yüzünüzde, kulaklarınızda, ellerinizde ve dudaklarınızda oluşabilir. D-Limonene sayesinde bu riski çok düşürmek elinizde.

Yemeklere katın

Limon kabuklarına geri dönüyoruz. Kabukları çayınıza katarak hem lezzet hem de güçlü bir cilt bakımına kavuşabilirsiniz. Makarna sosuna limon kabuğu rendesi eklemek iyi bir alternatif. Rendelediğiniz kabukları salatanıza, yaptığınız keklere ve kurabiyelere de katabilirsiniz.

Kalbi rahatlatıyor

Limon kabuğu aynı zamanda sinir sisteminize olumlu etki yapar, bakterileri öldürür ve kalbi rahatlatır. Yapılan bir çalışmada, kadınların yumurtalık kanseri riskini de düşürdüğü ortaya konan limon kabuklarının bu özelliği de içeriğinde bulunan polifenollerden kaynaklanmaktadır.

Karaciğere yararlı

Son olarak cildimize yaptığı maksimum faydaları dışında limon kabukları, özellikle alkol alanlar için olmazsa olmazlardandır. Karaciğer ve safra kesesine yararlıdır, mide asiditesini giderir ve balgam söktürücü etkisi vardır. Yenilebilir cilt bakımına limon kabukları ile başlayın!

Kaynak: http://www.buyukgazete.com/haberdetay.asp?ID=1737

Kumaş yoyolar dan eteklere aksesuar


Artık kumaşlarla ilgili bir çok paylaşımım oldu daha önce ama genelde hepsi ev aksesuarı üzerineydi. Bu değişik ve hoş geldi gözüme. Doğrudan böyle bir modeli dikebilirisiniz yada düz sade eteklerinize böyle bir şıklık yapabilirisiniz. Hem etek hem kumaşlar değerlenicektir.Hatta pantolon, şort vs gibi sportif uygun kıyafetler de bile uygulanabilir.Yoyoların kullanılmadığı yer yok gibi.
 Yapımı hem basit hem zaman almayan bir uğraşı. Yapanın düşünenin ellerine sağlık diyelim her zaman ki gibi. Bulduğum sayfada ayrıca çok değişik fikirler var.

Kadın bağından terlik yapımı



"Yuh artık yani" eminim başlığı okuyunca sizde benim gibi bu cümleyi sarfetmişsiniz dir. Bunu paylşayım mı diye epey bir tereddüt ettim ama, kendi kendime gülünce, sizinde aynı tepkiyi vereceğinizi düşündüm.Yani olmadık şeyler den olmadık şeyler yapılıyor anladık ta, bu kadarına pes yani.
Güzel mi, değişik mi, şaşırtıcı mı, giyilir mi giyilmez mi, bilemiycem ama, "kullan at" tarzı diye düşünülebilir, hastahane veya otel vs gibi geçici mekanlar da olabilir diye düşünyorum. E yani bu akıllar ne cinliklere çalışıyor pes diyorum ben. Kadın bağının ayağa düşeceğini tahmin etmezdim :) Yapılışı adım adım burada. Haydi bakalım ayaklarınız şenlensin biraz.

25 Mart 2010 Perşembe

Kurdelalı ve boncuklu havlular

Kullanıcımızın göndermiş olduğu süslemeli havlular kurdela,boncuk ve pullarla süslenmiş havlular çok güzel


İzmir'liler hem buluşuyor hem "sevindiriyoruz"



İzmir'li blogcular Hobicell ve mandalinçıkmazı diyor ki ......

Bildiğimiz gibi uzun bir süredir Mutlu Olalım derneğinin katkılarıyla başlatılan "kibrit kutusu" etkinliği devam etmektedir, İzmirli blog yazarları olarak, çok istediğimiz bu tanışma gününe aynı zamanda böyle yararlı bir etkinliğe kahve tadıyla imzamızı atmak istiyoruz. Bu sohbet ve kaynaşmanın bizlere, sözlerden ve anlık heyecanlardan çok daha fazlasını vereceğinden eminiz. Etkinliğin gerçekleştirileceği gün olan
 23 Nisan da dernek başkanı Sn. Özlem hanımla birlikte, katılımcı ve bu işe gönül veren siz dostlarımızla birlikte hem çocuklarımızı hediyelerimizle sevindirip, sonrasın da kahve molası vererek güzel bir buluşma düşünüyoruz.

Yani kıssadan hisse;

Hasta çocuklarımızı sevindirmenin hazzıyla birlik te,

İzmir'in güzel bir mekanında kahvelerimizi yudumlayıp

dostluklarımızı sanaldan gerçeğe taşıyalım ....

Tanışalım kaynaşalım sinerji yaratalım o günün anısına resimler çekelim ...

Kahvenin tadı muhabbetimize, muhabbetimiz kahve kokularına karışsın....

Bahar güneşi bizleri ısıtsın gülüşlerimiz bulutların üzerine yükselsin ben de isterim deyip bize katılmak isteyen yorum bıraksın...


(gelen talepler üzerine daha sonra ,  gideceğimiz yer ve zaman konusunda tekrar duyurumuz olacaktır. Tekrar belirtiyorum, sabahtan çocukları sevindirip öğleden sonra sabahtan gelemeyen blog yazarlarımızla buluşucaz, burada amaç mutlu olalım derneğinin etkinliğini güzel bir şekilde sonuçlandırıp, devamında blog yazarlarıyla buluşup tanışmaktır. Daha sonra ilerleyen zamanlar da , bu tanışmanın devamı niteliğinde bir çok aktif faailyetler de bir araya gelicez. Çocuklar için hazırlanacak "kibrit kutusu etkinliği" için hazırlıklarınızı böylece hem elden ulaştırıp bire bir bu sevince ortak olmak hem de sanaldan gerçeğe dostluklar için güzel bir adım atmış olucaz. Gönlü zengin İzmir liler olarak bu davete icabet edeceğinizi umuyorum. Zamansızlığınız dan veya yoğunluğunuz dan dolayı sadece blog buluşmasına da katılabilirsiniz. Bu bilgileri içeren yorumlarınızı bekliyoruz.)

Sevgiler....

Afet ve Yıldız



Maden suyunun faydaları ve netten zayıflama



Dr, Gürkan Kubilay'ın sitesini zaman zaman ziyaret ederim, ancak bazı içeriklere üye olmadığım için ulaşamıyordum, bir sürü soru cevaplamak form doldurmak angarya geliyor diye vazgeçiyordum, ama bugün nihayet üye oldum ve konulara göz atmaya başladım. Hemen dikkatimi çeken "doğru bildiğimiz yanlışlar" dosyasıydı.
Bu başlığın altında  "maden sodasıyla, içme sodası aynı mı"  konusu okudum. Bununla ilgili çok güzel bilgiler var ancak kişiye ve emeğe saygı anlamında o konu içinden sizlere kısa bir pasaj aktarıyorum, daha detaylı bilgiler için üye olup okumnaızı tavsiye ederim. Paylaşıma açık bir konu olsaydı (facebook, twitter da paylaş gibi) hepsini alıcaktım ama üyelik gerektiren ve kilitli olan dosyayı hepsini yayınlamak haksızlık olur diye düşündüm.

Ayrıca, sitede "internetten zayıflama" bölümü var, sanırım gerekli bilgilerden sonra sizin metabolizmanıza uygun diyet veriliyor, bir çok tahlil ve tıbbi bilgiler sorulmuş, ben o tahlileri yaptırdıktan sonra kayıt olucam. Bunuda bilmenizi istedim.

Şimdilik maden sodasının faydalarını paylaşıyorum ama şunu söyleyim asla maden sodasıyla bakkaldan aldığımız içme sodası aynı değil.

Maden suyunun faydaları nelerdir ?


- Her yaştaki bireylerin günlük kalsiyum gereksinimlerinin karşılanmasında takviye olarak düşünülebilir. Böylece güçlü kemik yapısının oluşması ve korunmasını sağlar.

- Büyüme çağında, hamilelikte ve yaşlılıkta artan mineral ihtiyacının (magnezyum, kalsiyum, flor ve sodyum gibi) karşılanmasında gerektiği kadar kullanılarak sağlanabilir.

- Sağlıklı bireylerde içerdiği sülfat, bikarbonat iyonları sayesinde sindirim sistemi (mide ve bağırsaklar) ve boşaltım sistemi (böbrekler ve idrar yolları) fonksiyonlarını destekler(maden suyunun önerilen miktardan fazla tüketilmemesi şartıyla geçerlidir).

- Cildin gerekli olan su ve mineral ihtiyacını da karşılayarak cilde gergin, pürüzsüz ve canlı bir görünüm sağlanmasında yardımcıdır.

- Solunum, idrar, her türlü spor aktivitesinde ve özellikle yaz aylarında terleme ile oluşan su ve mineral kaybının karşılanmasında ölçüsü kadar kullanılabilir.

- Bikarbonat içeriğinin yüksek olması ise asit fazlalığı, yanma ve ekşime ile seyreden mide hastalıklarında mide asidi fazlalılığını baskılayıcıdır.

Hamilelikte maden suyu içilebilir mi

Hamilelik, yeterli ve dengeli beslenmenin çok daha önemli olduğu ve özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem. Annenin vücudu, bebeğin beslenebilmesi ve gelişiminin sağlanabilmesi için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Mineral ihtiyacının bir kısmını tamamlayabilmek için, bu dönemde farklı bir sağlık problemi (hipertansiyon...vb) yaşanmıyorsa maden suyu tüketimi önerilebilir.

Dr. Gürkan Kubilay

(konuyla ilgili daha fazla bilgi için sayfasını ziyaret etmeniz gerekiyor.)

24 Mart 2010 Çarşamba

Kirpikleriniz dökülmesin



Geçenler de, Suna Dumankaya'nın bir tv programında kirpikle ilgili tavsiyelerini izlemiştim ama o an yazamadığım için aklımday dı hep, başka bir şey ararken bu formülü görünce hemen arşive atmak istedim. Sizi bilmem ama İki çocuğun hamilelik dönemlerinden sonra bana enkaz kalan zayıf ve dökülmüş kirpiklerimin buna çok ihtiyacı vardı.

FORMÜL:

10 gr. badem yağı, 5 gr. lanolin ve 5 gr. vazelini karıştırıp benmari usulü karıştırarak eritin. Küçük bir cam kavanoza koyup her gün düzenli olarak sürün. Ardından da papatya çayına pamuk batırıp göz çevrenizde bekletin…

Swarovski taşlı lensler



Lenslerin taşlısını görmemiştim duymamaıştım.  Gerçi ne kadar doğal ne kadar cezbedici duracaktır emin değilim ama bu işin meraklılarını oldukça cezbedicek tir. Aşağıda ki resime
ise bir çeşit smilasyon oyununa yama hazırlayan sitede rastladım, gerçekte swarovski taşlarla bu denli profosyonelce makyaj yapılabilir diyenlere model olmasını istedim. Ben önce bu güzelliğe hizmet eden çalışma  zannetmiştim ama sağolsun baria arkadaşımız, bu oyuna müptela olması nedeniyle bu işin aslını bana anlattı. Güzel olmanın binbir çeşidi yolu var sanırım ve kadın var oldukça bunlar tükenmeyecektir.



Kolye



Yeni kolyem huzurlarınızda canlarım. Resim kalitesi pek iyi olmasada bayağı süslemişim dimi. Yeni yüklediğim programı deniyordum çerçevesi çok afilli olmuş dimi.....

Bahar



Yok yok duramadım yine bu resmide koymam lazım artık sözün bittiği yerdir. Bahçemizdeki erik ağacıda gelinliğini giydi ne kadar yakışmış dimi?

Civciv




Yeni yavrularımız oldu, hemde beşi bir yerde :) Obur,meraklı, cırtlak,şaşkın ve aşaaan namı diğer aslan..... dördünün adını İremim koydu, Aşanı Bora... Nasılda güzel uyuyor kuzucuğumun elinde. Her sene aldırıyor hayvan delisi kızım, geçen senekiler bayağı büyümüştü, onları alıp yaylaya götürdük, bakalım bu sene ne yapacağız, ölmezde sağ kalırlarsa kesip yeriz artık. Cani miyim neyim ben.

23 Mart 2010 Salı

HALKALI HAVLU KENARI

HAVLU KENAR DANTELİ HALKALI
Kullanıcılarımızın gönderdiği modellerden biri daha n.cuce 7754 teşekkürler.Gerçekten çok güzel olmuş çok beğendim.Bu modelin bir benzerini görmüştüm fakat bunun süslemesi harika olmuş yapanların ve gönderenlerin ellerine sağlık

Kurdela Güller




Yehoooooo başardım, başardımmmmm. Sonunda gül yapmayı başardımmmmmmm............
Bu başarımda sevgili keyifli hobilerin büyük katkısı var. Onun sitesine baka baka öğrendim yehoooooo. Tabi keyifli hobiler gibi iş çıkaramasamda bunlar acemilik ürünleri. Bu güllerden Taç mı, Kolye mi yapayım yoksa Broş mu henüz karar veremedim. Bana yardımcı olurmusunuz. Yorumlarınızı bekliyorum.


"Gel de bu şarkıdan sonra..."


Zerrin Özer & Salim Dündar - Ayrilik (2010) by Aluxton

Ne varsa eskilerde var, her daim sözümdür bu benim. Bugün kızımın izin günü olduğu içiazen nelren, analı kızlı karşlıklı keyfi bir kahvaltıdan sonra, şarkı eşliğinde işlere koyulalım dedik. Kızım tv açtı, kral tv açık bırakır gün içersinde, ben mutfaktayım ama birden bu ses bu tını bu ezgi be sözler beni odaya çekti mıknatıs gibi, arkamdan kızım geldi, anne bu şarkı ne, kimdir nedir aç sesini diye.
Evde kimse olmayınca pek tv açmam ben, iş güç koşuşturmaca derken bazen gündemi bu anlamda fazla takip edemiyorum. Belkide siyasi ve güncel konulara ağırlık verdiğim için, bazen ruhumu dinlendirenleri es geçiyorum.

Her Devrin Devleri adlı yeni bir albüm çıkmış. Prodüktörlüğünü Zerrin Özer üstlenmiş, albümün tüm söz ve besteleri Selahattin Erhan'a ait. Bir devrin hakikaten devleri diyebileceğimiz sesleriyle, şimdi ki nesilden seslerin buluştuğu, yep yeni şarkılarla, belki yıllar sonrasına yeni bir nostalji olabilecek eserleri dillendirmişler.

Çok güzel çok naif bir albüm olduğu belli, ilk fırsatta müzik arşivimde ki yerini alıcak. Uzun zamandan beri dinlediğim en güzel şarkı. Dinleyince insanın tüylerini ürperten, düşündürten, hislendiren sözler ve ezgiler. O yüzden başlıkta dediğim gibi "gel de bu şarkıdan sonra....." diye yazdım ve o boşluğa eminim herkesin ruh haline göre yazacak kelimeleri vardır. Kimimiz "gelde bu şarkıdan sonra içme" yada "gel de ağlama" veya benim gibi "gel de şiir yazma " diyebilir. Şu ana kadar kaçıncı kez dinlediğimi bilmiyorum, video mükemmel olmuş, kompozisyon ve reji harika, sesler deseniz muhteşem. Salim Dündar' ın "aynalar" dan sonra söylediği en içten şarkı, Zerrin özer'e zaten lafımız yok. Ne diyelim, hepsinin yüreğine emeğine sağlık. İyi ki varsımnız....


Videoda yada benşm sayfamda sorun çıkarsa bu linki tıklayın

http://www.dailymotion.com/video/xcm7hq_zerrin-ozer-salim-dundar-ayrilik-20_music


 

Bahar

Ankarama bahar geldi, bahçelerimiz şenlendi. Heryer cıvıl cıvıl kuş sesleri, ağaçlar çiçeklerle bezenmiş, gelin olacak kızlar gibi nazlı nazlı salınıyorlar etrafta. Şu güzelliklere bakarmısınız lütfen.

Peki geçen hafta nasıldı bir de onu görelim...........


İnsanın kanı bile donuyor değilmi. Soğuğu, kışı sevmiyorum elimde değil. Sanırsam çok sıcak kanlı bir insan olduğumdan :) bahara, yaza aşığım. İyiki geldin bahar....................

Sitedeki bütün resimler internetten toplanmıstır.

Sitedeki bütün resimler internetten toplanmıstır. Bir şikayetiniz varsa lütfen o konunun altına yorum yapın...

YORUM YAP